Uluslararası sigorta ve risk danışmanlık firması Marsh Türkiye’nin yöneticisi Yeşim Aksüt’ün aktardığına göre; küresel çapta hazırlanan risk değerlendirmelerinde son dönemde “ilk 10 risk” sıralamasında 5 riskin dijitalleşme ve yapay zekâ temelli siber tehditlerden oluştu. Bu tablo, kurum ve şirketlerin geleneksel finansal ya da jeopolitik risklerin ötesinde siber güvenlik alanında da önlem almak zorunda olduğunu gösteriyor.
Aksüt, siber saldırıların — ne kadar önlem alınırsa alınsın — art arda gelebileceğine dikkat çekiyor: “Siz ne kadar önlem alırsanız alın; hackerlar sisteme girip kritik dönemlerde işleri durdurabiliyor.” Özellikle yapay zekâ destekli yeni nesil saldırılar ve dijitalleşmenin yaygınlaşması, siber riskleri hem sofistike hem de yaygın hale getiriyor. Bu yüzden siber risk yönetimi ve siber sigorta ürünleri gün geçtikçe daha fazla önem kazanıyor.
Söz konusu gelişme, kurumsal yapılanmaları ve sigorta sektörünü aynı anda etkiliyor. Bu tür yüksek riskli dijital ortamda faaliyet gösteren şirketler, zarar oluşması hâlinde hem hukuksal masraf hem reputasyon kaybı hem de operasyon durması gibi maliyetlerle karşılaşabiliyor. Bu yüzden — sektör oyuncuları ve uzmanlar — “siber sigorta”nın yaygınlaştırılması ve risk yönetim stratejilerine entegre edilmesinin artık bir tercih değil; zorunluluk olduğunu vurguluyor.
Ancak bu yeni risk ortamı, beraberinde bazı soru ve dikkate alınması gereken hususları da getiriyor. Siber sigorta ürünlerinin kapsamı, şirketlerin altyapısı, veri güvenliği önlemleri ve siber savunma kapasitesi; teminatın etkinliği için kritik önemde olacak. Ayrıca siber saldırılar çok yönlü ve karmaşık olduğundan — fidye yazılımı, veri sızdırma, operasyonel kesinti, tazminat süreci vb. — şirketlerin hem sigorta yaptırması hem de iç risk yönetimini sağlam temellere oturtması gerekiyor. Bu yüzden bu alanda “sigorta + siber güvenlik + kriz yönetimi” birleşik stratejiler ön plana çıkıyor.








