TSB Başkan Yardımcısı ve Katılım Emeklilik Genel Müdürü Ayhan Sincek, Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ve özellikle Otomatik Katılım Sistemi (OKS) üzerindeki güncel gelişmeleri değerlendirdi. Sincek, OKS’de fon yönetim stratejileri ve katılımcıların katkı payı oranlarında kapsamlı bir revizyonun elzem olduğunu vurguladı.
BES’in ulaştığı 18 milyon katılımcı tabanının önemli bir başarı olduğunu belirten Sincek, bu sayının 20-25 milyon seviyelerine çıkabileceğini ifade etti. Sincek, sistemin tamamen gönüllülük esasına dayalı bir üçüncü basamak emeklilik sistemi olduğunu, bu nedenle mevcut katılımcı sayısının takdire şayan olduğunu ekledi.
Otomatik Katılım Sistemi’nde yapılması planlanan revizyonlar ve tanımlanan serbestliğin regüle edilerek Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’nin (TES) gündeme geldiğini, ancak mevcut durumda bunun öncelikli olmadığını kaydeden Sincek, OKS’nin 2016’daki başlangıcını hatırlattı. O dönemde, sisteme girişin zorunlu, çıkışın ise gönüllü olduğu bir modelin benimsendiğini belirtti. Fon yapısının sadeleştirilmesi amacıyla fon kompozisyonunun belirli varlık sınıflarıyla sınırlandırıldığını, ancak bu durumun beklenen getiri performansını sağlamakta yetersiz kaldığını ve katılımcı memnuniyetsizliğine yol açtığını dile getirdi.
Ayhan Sincek, fon çeşitliliğinin artırılması ve performans odaklı yeni fon alternatiflerinin sunulması gerektiğini vurguladı. Özellikle değerli madenler ve döviz bazlı fonların sisteme entegrasyonunun getiri potansiyelini yükseltebileceğini ifade etti. Mevcut durumda, kurumsal firmaların çalışanlarını otomatik olarak sisteme dahil ettiği ve çıkış mekanizmalarının işlevsel olduğu bir yapının devam ettiğini de sözlerine ekledi.
Sistemdeki 18 milyon katılımcının 2 milyonunun 18 yaş altı olduğunu, geri kalan 16 milyon katılımcının büyük bir kısmını ise çalışanların oluşturduğunu belirten Sincek, katılımcıların yaklaşık yüzde 40’ının bordrolu çalışanlar dışından geldiğini ve bu durumun karma bir yapıya yol açtığını dile getirdi. İşveren katkılı grup emeklilik planlarının önemine dikkat çeken Sincek, uluslararası örneklerde, yaş ilerledikçe katkı payı oranlarının artış gösterdiğini ve bazı ülkelerde emeklilik yaşına yaklaşan bireyler için yüzde 15-17’lere varan katkı payı oranlarının uygulandığını gözlemlediklerini aktardı. Sisteme başlangıçta yüzde 3 gibi mütevazı bir katkı payı oranıyla girildiğini, ancak sürdürülebilir ve refah düzeyi yüksek bir emeklilik dönemi için bu oranların yaş ilerledikçe yüzde 5, 10, hatta 15 seviyelerine çıkarılması gerektiğini ifade ederek sözlerini tamamladı.









