Sigorta Ekosisteminde Yıkıcı Rekabet ve Yaklaşan Tehlike Türkiye sigorta sektörü; acentelerinden şirket çalışanlarına, asistan hizmetlerinden araç kiralama şirketlerine kadar devasa bir ekosistemi ifade etmektedir.
Bugün sektörümüzde faaliyet gösteren yaklaşık 12.000 sigorta aracısı bulunuyor. Bu aracıların her biri ortalama 5 kişi istihdam ettiğinde, sadece bu kanaldan 60.000 kişi ekmek yiyor. Buna 50 civarındaki sigorta şirketinin çalışanlarını, asistan firmalarını ve tedarik zincirini de eklediğimizde, karşımızda 500.000 kişiye ulaşan devasa bir aile duruyor. Pazarın potansiyeline baktığımızda ise almamız gereken daha çok yol var.
Ülkemizdeki kaskolu araç sayısı maalesef 9 milyon civarında sıkışmış durumda. Sigortalanabilecek bunca araç, büyütülebilecek bu kadar büyük bir pazar varken, son dönemde piyasayı altüst eden ve 500.000 kişinin ekmeğiyle oynayan akıl almaz uygulamalara şahit oluyoruz.
Eşitler Arasında Olmayan Rekabet, Yıkımdır
Hiçbir sigorta şirketi bankaların asli alanına girmez, giremez. Hiçbir acente veya broker, bankaların şubesi gibi konumlanıp onlarla rekabet edemez.
Ancak gelgelelim, bir banka, kasko sigortası pazarına eşine rastlanmamış yıkıcı bir rekabetle giriyor. Acenteleri ve sektörün asıl emekçilerini ortadan kaldıracak düzeyde bir pazar işgaline yatırım yapıyor, devasa reklam bütçeleri ayırıyor. İşin en acı ve anlaşılmaz tarafı ise, bu yıkıcı rekabete sigorta şirketinin doğrudan destek vermesidir. Yaptığınız şey “bindiğiniz dalı kesmek” lafıyla bile açıklanamaz; bu tabir yaşananların yanında çok hafif kalır. Artan maliyetler, düşen fiyatlar ve komisyon iadeleri yüzünden zaten ayakta kalma mücadelesi veren, sürdürülebilirliği tehlikeye giren sigorta aracılarını, bir bankanın önünü açarak kendi ellerinizle ortadan kaldırmaya ortak oluyorsunuz.
Bu yıkıcı rekabetin sonuçları sadece bilançolara yansıyacak ekonomik kayıplardan ibaret olmayacaktır. Sigorta aracılarının kasko, trafik ve bireysel sigortalar gibi temel branşlarda iş yapamaz ve para kazanamaz hale gelmesi;
• Sosyal bir işsizlik dalgasına,
• Sektör emekçileri üzerinde ağır psikolojik yıkımlara,
• Ve günün sonunda kaçınılmaz olarak siyasal sonuçlara yol açacaktır. Bugün bu haksızlığa sessiz kalırsak, yarın buna dayanamayan diğer sigorta şirketleri de aynı yola başvuracaktır. Ya direkt internet üzerinden poliçe kesecekler ya da bir banka ve platform aracılığıyla tüm aracılık sistemini devre dışı bırakacaklardır.
Birlikte Dur Deme Vakti
Rekabet eşitler arasında olur. Bu yaşanan bir rekabet değil, açık bir pazar gaspı ve yıkıcı rekabettir.
Başta STK’lar olmak üzere, tüm sigorta aracıları olarak bu gidişata hep beraber, tek ses olarak “dur” demeliyiz. tepkimizi en sert şekilde göstermeliyiz. Bu işin sonu hayra alamet değil. Sektörün geleceğini, aracıların varlığını ve 500.000 kişilik bu büyük ekosistemin ekmeğini savunmak, bugün hepimiz için ertelenemez bir görevdir.
Hasan Ekmen
Vizyon Reasürans & Sigorta Brokerlik








