Değerli Meslektaşlarım,
Bildiğiniz üzere komisyon iadesinin TV reklamlarına taşındığı süreçte, meslektaşlarımız ve sektör STK’ları uzun bir aradan sonra aynı hedef etrafında güçlü bir birliktelik sergilemiştir. Bu süreçte ortaya konulan ortak duruş acentelik müessesesinin itibarı, emeği ve geleceği adına verilmiş değeri etkisinden büyük bir mücadele olmuştur.
Uzun süredir mevzi kaybeden acenteler açısından bu birliktelik; umut veren, moral oluşturan ve mesleki dayanışmanın halen mümkün olduğunu gösteren kıymetli bir tablo ortaya çıkarmıştır. Hep birlikte birbirimizi alkışladığımız bu süreç, aslında sektöre çok önemli bir mesaj vermiştir: “Sorunlar karşısında birleşerek sonuç alınabilir.”
Bu nedenle mesleğimizi temsil eden kurum ve STK’ların erdemli, adil, yapıcı ve birleştirici bir anlayışla hareket etmesi büyük önem taşımaktadır. SAİK, meslek komiteleri ve STK’ların söylem ve tutumlarını bu bütünlüğü koruyacak hassasiyetle şekillendirmesi, mesleki cephenin direncinin devamlılığı açısından hayati değerdedir.
Ancak açıkça ifade etmek gerekir ki; MÜCADELE BİTMEMİŞTİR. Bu kurumun geri adım atmış olması sorunun tamamen çözüldüğü anlamına gelmemektedir. Bu yalnızca kocaman bir cephede tek bir mevziinin kazanılmasıdır. Zira bugün hâlâ bazı aracılar, bankalar ve hatta bazı sigorta şirketleri; farklı yöntemler altında komisyon iadesi uygulamalarını sürdürmekte, ayrıca hizmet veya ürün alınacak firmaların kendileri ve/veya münhasır çalıştıkları acenteler üzerinden poliçe yapılmasının tercih edilmesini uzun süredir fiili bir zorunluluk gibi uygulamaktadır.
Bu tabloyu yalnızca “etik sorun” olarak tanımlamak, meselenin gerçek boyutunu görmezden gelmektir. Karşımızdaki yapı; kanunlardaki boşluklardan faydalanarak sistemin ruhunu aşındıran, haksız kazancı olağanlaştıran bir düzen anlayışıdır. Üstelik gelinen noktada sorun yalnızca boşlukların istismarıyla da sınırlı değildir; mevcut mevzuat hükümleri dahi açık şekilde ihlal edilmekte, sektörün temel dengeleri göz göre göre zedelenmektedir.
Dolayısıyla ne sorun ortadan kaldırılmıştır. Ne de mücadele sona ermiştir. Tam aksine; mesleğin itibarını, bağımsızlığını ve geleceğini koruyacak kalıcı düzenlemeler için bugün çok daha güçlü, çok daha planlı ve çok daha kararlı bir birlikteliğe ihtiyaç vardır. Süreç tamamlanmış gibi bir algı oluşturulması; sizlere sorun bitti mesajı vererek karşısındakini ve kendini alkışlayarak siyasi tarafgir kazanmak isteyenlerin oyununa gelmeyin.
Hiçbir sorun çözülmedi
SAB olarak bizler; mesleğimizin itibarını, emeğin değerini ve sektörümüzün sürdürülebilir yapısını korumak adına birlik ve beraberlik içerisinde, sağduyulu ancak tavizsiz bir mücadele anlayışıyla çalışmayı sürdüreceğiz. Haksız rekabet oluşturan komisyon iadesi uygulamalarına, vatandaşı kendi acenteliğine mâhkum eden aracılar kimler tarafından ve hangi yöntemlerle yapılırsa yapılsın gerekli hukuki süreçleri kararlılıkla işletecek; sonuç üretecek mesleki adımları ve organize mücadele yöntemlerini planlı şekilde hayata geçireceğiz.
Bu süreçte siz meslektaşlarımızın desteği ve dayanışmasına her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Çünkü bir mesleğin geleceği; bireysel ve anlık çıkışlarla değil, ortak aklın, ortak vicdanın aynı çatı altında buluşması ve yek vücut olmasıyla başarılabilir.
Mesleğinin onurunu ve emeğini koruma iradesi gösteren, birlik ve beraberliği arzu eden, emeğinin karşılığını almak isteyen, haksız rekabetle savaşmaya hazır olan meslektaşlarımızı SAB’ın safına davet ediyorum.
Ve bir başka kaos
Bildiğiniz üzere bin bir meşakkatle elde ettiğimiz bir “Sigortacılık Haftamız var.” Ekim ayının ilk haftası. Daha önce Mayıs ayındaydı. TOBB yönetimi ve SAİK haftamızı sokak kumarbazlarının “bul karayı al parayı!” oyununa çevirdi. “Sigortacılık Haftası” 20 yıl önce SAB’ın girişimleriyle sigorta bilincini, kültürünü geliştirme, toplumun sigorta okuryazarlığına güçlendirme haftası olarak tasarlanmıştı. Ancak bu anlamlı hafta, sektörün ortak değerlerine hizmet eden bir farkındalık misyonundan çıkarılıp kişisel ve kurumsal hesapların gölgesine sürüklenmiş durumda. ANSAD tarafından planlanarak Sigortacılık haftasının en önemli etkinliği olarak planlanan fuar ise artık “Sigortacılık Haftası”nda değil, Haziran ayında ve eski organizatörün tepkisiyle de iki tane…
Neden Ekim ayında değil? Bize ulaşan bilgilere göre gerekçe; “Ekim ayının oda seçimleri dönemine yakın olması.” Bu kararın ise sektörün bileşenleri olan SEDDK, TSB, SAİK, SEİK, TÜSAF, ANSAD, SAB, SBD, DASK, TARSİM, ÖRYM, TSEV, SEGEM, SBM tarafından değil TOBB yönetim kademesinden şekillendirildiği söylentileri var.
Oysa bir sigorta fuarının tarihine ve yerine; sektörün tüm paydaşlarının ortak aklıyla karar verilmesi gerekir. Sektörün üzerinde konumlanan tek merkezli bir iradenin, fuarın ayını, yerini değiştirmesi ve sonucunda aynı ayda iki fuarın olması sektör adına düşündürücü bir tablo ortaya koymaktadır.
Bu duruma sektör bileşenleri müdahale etmelidir.
Ayhan Çalık
SAB Yönetim Kurulu Başkanı









