Tüketicilerin ve işletmelerin poliçe satın alırken düştüğü en büyük hata, sigortayı soyut bir kağıt parçası veya sadece geçilmesi gereken bir prosedür olarak görüp yalnızca prim fiyatına odaklanmak ya da kredi alırken bankanın sunduğu poliçeyi sorgulamadan onaylamaktır. Bir poliçenin muadillerine göre ucuz olmasının arkasında genellikle yüksek muafiyet oranları, daraltılmış teminat kapsamları ve çok düşük İhtiyari Mali Mesuliyet (İMM) limitleri gibi nedenler yatabilir.
Bu durum sadece bireysel sigortalılar için değil, KOBİ’ler ve büyük sınai tesisler için de geçerlidir. Fiyat odaklılıkla satın alınan ticari yangın veya işyeri paket poliçelerinde eksik sigorta ve yüksek koasürans/muafiyet oranları, olası bir fabrika veya depo yangınında milyonlarca liralık hasarın işletmenin üzerinde kalmasına neden olmakta, üretimin durması krizini derinleştirmektedir. Satın alırken primden yapılan birkaç bin liralık tasarruf, yarın milyonlarca liralık hasarın üstlenilmesiyle ve sonu gelmez hukuki süreçleriyle sonuçlanmaktadır.
Alternatif Kanallar ve Hasarda “Muhatapsızlık; Kredi kullanımı esnasında banka gişelerinden veya internet bankacılığı üzerinden paket olarak satılan konut, kasko, hayat veya sağlık sigortaları da hasar anında en büyük mağduriyet kaynaklarından birine dönüşmektedir. Banka personeli sigorta uzmanı olmadığı için poliçenin detaylarına, sınai tesislerin karmaşık risklerine veya KOBİ’lerin faaliyet alanı risklerine hakim değildir.Hasar gerçekleştiğinde sigortalı karşısında teknik bir danışman bulamaz; banka şubesi konuyu sigorta şirketine, şirket ise merkezi çağrı merkezlerine yönlendirir. Bu muhatapsızlık süreci, hasar dosyalarının sürüncemede kalmasına ve uyuşmazlığın büyümesine neden olur.
135 milyon poliçenin üretildiği bu devasa yapıda, profesyonel acenteler sadece birer satış kanalı değil, risk mühendisliği yapan birer finansal danışmandır. Algoritmaların, dijital ekranların ve banka gişelerinin sunamadığı insani empati ve mesleki uzmanlık, profesyonel acenteyi sistemin emniyet supabı haline getirir.
Profesyonel acente, bireysel müşterisinin ya da KOBİ ve sınai işletmelerin risklerini yerinde analiz eder. Bankacılık ürünlerinin arasına sıkıştırılmış standart paketler yerine, işletmenin ham madde stokundan makine parkuruna kadar her detayı gözeterek kişiye veya kuruma özel “terzi usulü” poliçe tasarlar. Müşteriyi fiyat ve prosedür körlüğünden kurtararak, teminat limitlerini ve muafiyetlerin mantığını finansal olarak açıklar.Dijital platformdan veya banka şubesinden alınan bir poliçede hasar anında karşınızda sadece otomatik bir çağrı merkezi telesekreteri veya “Biz sadece acenteyiz, genel merkezi arayın” diyen bir banka personeli bulursunuz.
Profesyonel acente ise kaza veya yangın anında doğrudan devreye girerek; tutanağın doğru tutulmasından evrakların eksiksiz toplanmasına, ikame araç tedariğinden eksper yönlendirmesine kadar tüm krizi yönetir. Sigortalıyı yalnızlık hissinden kurtarır.
Uyuşmazlıkların ve tahkim dosyalarının çığ gibi büyümesinin temel nedeni, hasar dosyalarının yanlış veya eksik yönetilmesidir. Teknik bilgiye sahip profesyonel acente; sigorta şirketi ile sigortalı arasındaki gri alanları netleştirir. Hatalı açılan veya eksik bilgi içeren hasar dosyalarını daha şirket aşamasındayken düzelterek uyuşmazlığın büyümesini engeller; konunun yargıya veya tahkime taşınmasını daha yolun başında önler.
Her hasar ihbarı uzlaşıyla sonuçlanmamakta; taraflar arasında Sigorta Tahkim Komisyonu’na yapılan toplam başvuru sayısı 758 bin 703 adet olmuştur. Sektör genelindeki uyuşmazlık yaşanan (reddedilen veya eksik ödenen) sorunlu hasarların yaklaşık %30 ila %35’i haklarını tahkim yoluyla aramaktadır.Tahkime intikal eden dosyaların %95’inden fazlası trafik sigortası (özellikle araç değer kaybı) kaynaklıdır. 2,19 milyon trafik hasar dosyası ile 758 bin tahkim başvurusu karşılaştırıldığında, trafikteki her 3 hasar dosyasından neredeyse 1’inin tahkime konu olduğu görülmektedir.Rakamlar net bir gerçeği ortaya koymaktadır: Türkiye’de sigorta pazarı büyümekte, buna bağlı olarak hasar frekansı ve tahkimdeki dosya yükü artmaktadır.
Ancak tahkim binalarındaki bu yoğun yığılmayı ve hasar süreçlerindeki mutsuzluğu azaltmanın yolu sadece yeni yasal düzenlemeler yapmak değil, tüketicinin ve ticari işletmelerin poliçe okuryazarlığını artırmaktır.Dijital ekranlardan sadece fiyat filtresiyle alınan ya da banka şubelerinde kredi işlemlerinin gölgesinde detayları incelenmeden onaylanan her eksik poliçe, hasar günü geldiğinde Sigorta Tahkim Komisyonu’nda ve yargıda birer uyuşmazlık dosyasına dönüşmektedir.
Sektörün sürdürülebilir büyümesi, hasar yönetim kalitesinin artması ve yargıdaki iş yükünün hafiflemesi; sigortalısını fiyat körlüğünden koruyan, riskini doğru analiz eden ve hasar anında profesyonel danışmanlık sunan nitelikli acente ağının korunması ve desteklenmesiyle mümkündür.Unutulmamalıdır ki; en pahalı sigorta, hasar anında muhatap bulamadığınız ve ödeme yapmayan ucuz sigortadır.
Bu arada sigorta profesyoneli olmak yerine sadece komisyon ve satış peşinde koşan simsarların ve bu tarz yapıların ivedilikle sektörden temizlenmesi gerekir. Bu yapılar kağıt üzerinde hacim olarak gözükse bile, hasar bacağında şirkete ve sigortalılara en çok zarar veren yapılardır.
Mahmut YURT









