AXA’nın yayımladığı 2025 Gelecek Riskleri Raporu, küresel ölçekte risk algılamalarını ve geleceğe dönük tehlikeleri kapsamlı olarak ortaya koydu. 57 ülkeden yaklaşık 3.500 uzmanın ve 20–25 bin civarında bireyin katılımıyla hazırlanan rapor, dünyanın artık tek bir büyük tehditle değil, birbirini tetikleyen çoklu krizlerle yüzleştiğini gösteriyor. Bu çerçevede, iklim değişikliği hâlâ uzmanlar ve toplum tarafından en büyük risk olarak görülürken, jeopolitik kırılganlık, siber güvenlik tehditleri ve yapay zekâ kaynaklı riskler takip ediyor. Raporda çok boyutlu tehditlerin birbirini güçlendirdiği; altyapı, gıda, insan sağlığı ve jeopolitik denge üzerindeki etkilerinin giderek arttığı vurgulanıyor.
Raporda öne çıkan ilk 10 kritik risk arasında iklim değişikliğinin yanı sıra teknolojik ve toplumsal riskler de yer aldı. Uzmanlar, artık risklerin ayrı başlıklar değil, birbirine bağlı süreçler olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor. Örneğin siber tehditler ve yapay zekâ riskleri teknolojik alanda artan kırılganlıkları işaret ederken, toplumsal gerilimler ve demografik değişim gibi unsurlar da global ekonomiler ve sosyal yapılar üzerinde baskı oluşturuyor. Bu kapsamda AXA, sigortacılık sektörünün yalnızca hasar sonrası tazminat sağlayan bir aktör olmaktan çıkarak, risk önleyici ve dayanıklılığı artırıcı bir stratejik role bürünmesi gerektiğini kaydediyor.
AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken, rapor sonuçlarını değerlendirirken sigorta sektörünün toplumsal güven ve koruma mekanizması olarak önemini vurguladı. Ölken’e göre sektör, risklerin merkezine insanı koyan, veriye dayalı ve proaktif çözümler geliştirmekle yükümlü; bu yaklaşım, sigortacılığın sadece zarar telafisi değil, aynı zamanda toplumun dayanıklılığını artıran bir araç olduğunun altını çiziyor. Raporda ayrıca, artan tehdit karşısında sigorta sektörüne duyulan güvenin yüksek olduğu (uzmanların %89’u ve genel katılımcıların %72’si) belirtilerek, bu güvenin sektöre stratejik sorumluluklar yüklediği ifade edildi.
Rapor aynı zamanda önleyici stratejiler ve toplumsal dayanıklılık üzerine odaklanıyor. Sigortacılığın, iklim, siber güvenlik, demografik değişim ve enerji arzı gibi alanlarda özel ürün ve hizmetler geliştirmesi gerektiği vurgulanırken; kamu-özel sektör iş birliklerinin kriz yönetiminde daha etkili sonuçlar doğuracağı değerlendiriliyor. AXA’nın bu yaklaşımı, sigorta sektörünü klasik teminat modellerinden çıkararak, belirsizlik ve çoklu risklere karşı kapsamlı güvence sunan bir modele evrilmeye teşvik ediyor.









