Sigorta Haftası’nın 15’inci yılında, sigorta bilincini toplumun geneline yayma hedefi yeniden tartışmaya açıldı. Sigorta sektörüne ilişkin değerlendirmeleriyle tanınan gazeteci Can Kantar, kaleme aldığı yazıda sektörün kendi içinde gerçekleştirdiği etkinliklere odaklanmak yerine tüketiciyle doğrudan iletişim kurması gerektiğini vurguladı. Kantar, sigorta bilincini artırmak amacıyla düzenlenen etkinliklerde tüketicinin çoğu zaman salonda bulunmadığına dikkat çekti.
Can Kantar: Tüketici konuşmalarımızın içinde, salonun içinde yok
Can Kantar, 5–11 Ekim tarihleri arasında 15’inci kez kutlanan Sigorta Haftası’nın temel amacının sigorta bilincini toplumun her kesimine yaymak olduğunu hatırlattı. Bu yılın iletişim yaklaşımının “Dört Element. Tek Güvence” olarak belirlendiğini aktaran Kantar, geçen 15 yılda tüketiciye ulaşma konusunda ne kadar yol alındığının sorgulanması gerektiğini ifade etti.
Sektörde düzenlenen zirve, konferans ve panellerin çoğunlukla yine sektör temsilcilerini bir araya getirdiğini belirten Kantar, yazısında şu ifadeleri kullandı: “Konuşmacılar bizden, dinleyiciler bizden, sorular bizden. Tüketici ise çoğu zaman konuşmalarımızın içinde var, salonun içinde yok.”
Kantar, tüketiciye ulaşma çabalarında sigorta acentelerinin önemli bir rol üstlendiğini de vurguladı. Acentelerin yerel etkinlikler ve bilgilendirme faaliyetleriyle sigortayı vatandaşın gündemine taşımaya çalıştığını belirterek, bu çalışmaların sektörün tamamına yayılan, güçlü ve sürdürülebilir bir toplumsal iletişime dönüştürülmesi gerektiğine işaret etti.
Sigorta Haftası’nın gündeminde tüketici olmalı
Can Kantar, trafik sigortası ve kaskoda hasar maliyetleri, teknik zararlar ve sektörün kârlılığı gibi konuların yıllardır gündemde olduğunu hatırlattı. Ancak sigorta bilincini yaygınlaştırmak amacıyla düzenlenen bir haftanın merkezinde sürekli sektörün mali sorunlarının yer almasının tüketici açısından yeterli olmadığını dile getirdi.
Vatandaşların sigorta yaptırırken öncelikle kaza, konut hasarı, iş kesintisi veya sağlık sorunu gibi durumlarda hangi güvencelere sahip olacaklarını bilmek istediğini belirten Kantar, sigortalıların deneyimlerinin daha fazla dinlenmesi gerektiğini savundu.
Yazar, sigortanın faydasının gerçek yaşam öyküleri üzerinden anlatılabileceğine dikkat çekerek şu soruları gündeme getirdi: “Ödeme alan bir sigortalının hayatında ne değişti? İşini nasıl sürdürdü? Kaybını ne ölçüde karşılayabildi? Süreçte neyi kolay, neyi zor buldu?”
Kantar ayrıca ulusal çapta televizyon kampanyaları, kamu spotları ve tüketicilerin katılım göstereceği etkinliklerle sigortanın günlük yaşamdaki karşılığının anlatılmasını önerdi. Gerçek sigortalıların deneyimlerinin paylaşılmasının Sigorta Haftası’nın temel etkinlikleri arasında yer alabileceğini belirtti.
Kentsel dönüşüm ve Bina Tamamlama Sigortası örneği
Bu yıl tüketiciyi doğrudan ilgilendiren konuların gündeme alınmasını olumlu değerlendiren Can Kantar, kentsel dönüşüm ve Bina Tamamlama Sigortası üzerine gerçekleştirilen toplantıyı örnek gösterdi. SEDDK yetkilileri, sigortacılar, müteahhitler, şehir planlamacıları ve finansman taraflarının aynı masada buluşmasının konunun farklı yönleriyle ele alınmasını sağladığını ifade etti.
Kantar, benzer bir yaklaşımın trafik sigortası ve kaskoda da benimsenmesi gerektiğini belirtti. Sigorta şirketleri ve acentelerin yanı sıra tüketicilerin, servislerin, eksperlerin, yedek parça tedarikçilerinin ve tüketici derneklerinin temsilcilerinin de değerlendirmelere katılması gerektiğini vurguladı.
Hasar tazminatı alan sigortalılar kadar ödeme sürecinde sorun yaşayan tüketicilerin de deneyimlerini paylaşmasının önemine dikkat çeken Kantar, poliçe teminatları ile tüketici beklentileri arasındaki farklılıkların açık biçimde tartışılması gerektiğini kaydetti.
Başarı, tüketiciye ulaşımla ölçülmeli
Can Kantar, Sigorta Haftası’nın başarısının yalnızca düzenlenen panel sayısı veya konuşan sektör yöneticileri üzerinden değerlendirilmesine karşı çıktı. Gelecek yıllarda kaç tüketiciye ulaşıldığının, kaç kişinin poliçesini daha iyi anladığının ve vatandaşların sorularına ne ölçüde yanıt verilebildiğinin de ölçülmesi gerektiğini belirtti.
Yazısının sonunda sektörün iletişim anlayışını yeniden gözden geçirmesi gerektiğini vurgulayan Kantar, 15 yıllık sürecin ardından hâlâ aynı sorunun sorulmasını eleştirdi: “Sigorta bilincini topluma yaymak için düzenlediğimiz haftada, neden hâlâ en çok kendimize konuşuyoruz?”
Kantar’ın değerlendirmesi, Sigorta Haftası’nın yalnızca sektör paydaşlarının buluştuğu etkinliklerle sınırlı kalmaması; sigortalıların deneyimlerini, ihtiyaçlarını ve beklentilerini merkeze alan daha kapsayıcı bir iletişim anlayışıyla yürütülmesi gerektiğine işaret ediyor.







