Acenteler için hasar anının en zor konuşmalarından biri şudur: “Aracımdaki jantı, multimedyayı, PPF’yi neden ödemiyorlar?” Çoğu zaman cevap, poliçe kesilirken sorulmayan tek bir sorudadır.
Kasko Genel Şartları’nın A.3.1 maddesi açıktır. Fabrika çıkışında standart olarak monte edilmiş ses, iletişim ve görüntü cihazları kendiliğinden teminattadır. Ama standart dışı olan, ister fabrika çıkışında ister sonradan eklenmiş aksesuarlar, ancak poliçede belirtilirse sigorta kapsamına girer.
Bu kuralı yargı da uyguluyor. Bir bölge adliye mahkemesi, sonradan eklenen bir donanımdan kaynaklanan hasarda, aksesuarın teminat altına alınabilmesi için poliçede açıkça belirtilmesi gerektiğini ve bu bildirimi yapma yükümlülüğünün sigortalıda olduğunu kabul etti. Aynı kararda, donanımın gerçekten standart dışı olup olmadığının teknik olarak araştırılması gerektiğini de belirtti. Yani tartışma kapanmadı, ama sigortalının işi zorlaştı.
Son dönemde bu tartışmanın merkezinde PPF ve seramik kaplama var. Bunların “aksesuar” sayılıp sayılmayacağı hâlâ net değil. Sigortacılar çoğunlukla standart dışı ilave olarak görüyor. Sigortalı ise kaplamanın boyanın parçası olduğunu düşünüyor. Bu belirsizlik sürdükçe, en güvenli yol beyandır.
Acenteler için önerim üç maddelik bir rutin:
Birincisi, teklif aşamasında müşteriye mutlaka sorun: Araçta PPF, seramik, sonradan takılmış jant, multimedya, kamera, çeki demiri ya da mesleki donanım var mı? Varsa bedelleriyle poliçeye yazın.
İkincisi, yenilemede tekrar sorun. Müşteri aracını aldıktan aylar sonra kaplama yaptırmış olabilir. Geçen yılın poliçesi bugünün aracını yansıtmayabilir.
Üçüncüsü, müşteriye faturaları ve garanti belgelerini saklamasını hatırlatın. Hasar anında kaplamanın varlığını, bedelini ve kalan garanti süresini gösteren belge, ödemeyi belirleyen belgedir.
Bir hatırlatma daha: Kaza karşı tarafın kusuruyla olduysa, müşteri bu kalemleri karşı aracın trafik sigortasından da isteyebilir. Orada poliçede beyan şartı yoktur, çünkü trafik sigortası kusurlu aracın işleteninin verdiği gerçek zararı limit içinde karşılar. Ama ispat yine müşteridedir: Kaplamanın araçta olduğunu, bedelini ve kaza tarihinde kullanım süresinin devam ettiğini belgeyle göstermesi gerekir.
Hasar anında acentenin rolü de önemli. Eksper ziyaretinde müşteriye kaplamayı ve donanımı ekspere söylemesini, bunların rapora ayrı kalem olarak yazılmasını hatırlatın. Rapora girmeyen kalem için sonradan itiraz etmek hem müşteriyi hem şirketi yorar, dosyanın kapanmasını geciktirir.
Şirketlerin en sık kullandığı savunmalardan biri de kaplamanın ekonomik ömrünü doldurduğudur. Bir mahkeme bu yıl, bir yıllık kullanım süresi dolmuş bir boya koruma işleminin bedelini bu gerekçeyle reddetti. Garanti kartını saklamayan müşteri, uzun ömürlü bir ürün için de aynı savunmayla karşılaşabilir. Teslimat sırasında garanti belgesinin bir kopyasını dosyanıza almanız, hasar anında müşterinize büyük kolaylık sağlar.
Kasko şirketi kaplamayı beyan edilmediği için ödemediyse, acentenin hasar dosyasında hangi kalemlerin ödenip hangilerinin ödenmediğini müşteriye yazılı olarak vermesi, karşı aracın trafik sigortasına yapılacak başvuruda müşterinin işini çok kolaylaştırır. Ödeme sırasında müşterinin “tüm haklarımdan feragat ediyorum” anlamına gelen bir metin imzalamamasına da dikkat edin.
Bunu bir satış fırsatı olarak da görebilirsiniz. Değerli kaplaması ve donanımı olan müşteri, bunların teminat altında olduğunu bilmek ister. Poliçeye eklenen birkaç satır, müşterinin gözünde acentenin işini ne kadar ciddiye aldığını gösterir.
Poliçe kesilirken sorulan bir soru, hasar anında saatler süren bir itirazı önler. Müşterinin size duyduğu güven de çoğu zaman tam o anda şekillenir.
Av. Melih Küçükcankurtaran








