14 Ekim sabahı İstanbul’da birçok sürücü aracını bıraktığı yerde bulamadı; bulanlar da çoğu zaman çamura gömülmüş bir kabinle karşılaştı. İstanbul Valiliğinin açıkladığı ilk verilere göre yalnızca 14 Ekim’in 06.00–20.00 saatleri arasında AFAD ve 112’ye ulaşan ihbarların 1.277’si su baskını, 76’sı doğrudan araçlarla ilgiliydi. Bunlar ilk günlerin rakamları; kesinleşmiş değil ve büyük ihtimalle artacak.
Böyle günlerin ertesinde müşterinin ilk aradığı kişi çoğu zaman eksper ya da avukat değil, poliçeyi kendisine satan acente oluyor. Bu hafta masanıza gelecek soruları ve benim bunlara vereceğim cevapları beş başlıkta topladım.
- “Kaskom seli karşılıyor mu?”
Cevap, poliçenin teminat sayfasında. Kasko genel şartları sel ve su baskınını ancak ek sözleşmeyle teminata alınabilen riskler arasında sayıyor (A.4.5). Geniş ürünlerin çoğunda bu teminat hazır geliyor; fiyatı düşürmek için daraltılmış ürünlerde ise çıkarılmış olabiliyor. Trafik sigortasının kendi aracınızdaki sel hasarını ödemediğini de hatırlatmak gerek; müşterilerin önemli bir kısmı bunu hâlâ bilmiyor.
Asıl ders satış ve yenileme masası için: Dar kapsamlı bir ürün önerirken hangi ek teminatın düştüğünü müşteriye açıkça söylemek ve bunu kayda geçirmek, selden sonra yaşanacak “bana kimse söylemedi” tartışmasının önüne geçiyor.
- “Ne zamana kadar bildirmem gerekiyor?”
Genel şartlar, rizikonun öğrenilmesinden itibaren beş iş günü öngörüyor. Yine de müşteriyi paniğe sokmamak lazım: Türk Ticaret Kanunu’na göre geç bildirim tazminatı kendiliğinden düşürmüyor; ancak gecikme zararı büyütmüşse kusur oranında indirim konusu oluyor. Önerim, ihbarı bekletmeden yapmak ve formda aracın park hâlinde mi olduğunu, suya mı girdiğini, kimin kullandığını gerçeğe uygun yazmak. Yanlış beyan, ispat yükünü sigortacıdan sigortalıya geçirebilen en pahalı hata.
- “Aracı çalıştırıp servise götüreyim mi?”
Hayır. Bu uyarıyı bir kez değil, birkaç kez yapmak gerekiyor. Su içinde kalmış bir motoru çalıştırmak, hava emişinden çekilen suyun silindirlere ulaşmasına ve hasarın katlanmasına yol açabiliyor. Araç çekiciyle taşınmalı, su seviyesi ve çevre saat bilgisiyle fotoğraflanmalı. Çekici ve koruma için yapılan makul masraflar, sonuç vermese bile sigortacıdan istenebiliyor.
- “Şirket ‘motor su aldı’ diyerek reddetti, ne olacak?”
Burada iki durumu ayırmak gerekiyor. Su dolu bir yola ya da alt geçide girmek sürücünün kusuru olabilir; ancak kasko bir mal sigortası ve kusur, teminat dışı hâl olarak yazılmadıkça sigortacının sorumluluğunu kaldırmıyor. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, sel teminatlı aracın kayarak suya girdiği ve sürücünün tam kusurlu bulunduğu bir dosyada teminatın devam ettiğini kabul etti (E. 2024/1264, K. 2026/126, T. 11.02.2026).
Su çekildikten sonra aracı çalıştırmak ise başka bir konu. Kanunun bu durumdaki yaptırımı tam ret değil; çalıştırmanın artırdığı zarar kadar ve kusurun ağırlığına göre indirim. Selin döşemeye ve elektronik aksama verdiği zarar bu indirimin konusu olamaz. Müşteriye söylenecek cümle şu: “Ret yazısı son söz değil; hasarın hangi kısmının çalıştırmadan doğduğunun ayrıştırılmasını isteyelim.” Şirket 15 iş günü içinde yazılı cevap vermez ya da talebi reddederse Sigorta Tahkim Komisyonu yolu açık.
- “Kaskom yok, kimse ödemeyecek mi?”
Ödeyebilecek biri var: altyapıyı işleten idare. İstanbul’da yağmur suyu tesislerini kurmak ve bakımını yapmak İSKİ’nin görevi; yol, alt geçit ve dere ıslahında İBB, ilçe belediyesi veya DSİ de gündeme gelebiliyor. “Olağanüstü yağış” savunması da her dosyada sonucu belirlemiyor. Danıştay 8. Dairesi, afet boyutundaki bir yağışta dahi illiyet bağının kendiliğinden kesilmeyeceğini ve her idarenin kusurunun ayrı ayrı araştırılması gerektiğini vurguladı (E. 2024/4025, K. 2026/634, T. 09.02.2026).
Müşteriye verilecek en değerli bilgi süre: Zararın öğrenilmesinden itibaren bir yıl içinde ilgili bütün idarelere yazılı başvuru yapılmalı. Aracın caddede mi, yoksa site otoparkı gibi karayolu dışındaki bir alanda mı zarar gördüğü davanın hangi mahkemede açılacağını da belirliyor; bu yüzden konum ilk günden belgelenmeli.
Kaskolu müşteriye bir not
Kasko ödediğinde şirket, ödediği tutar kadar idareye rücu edebiliyor. Ancak muafiyet, değer kaybı ve aracın kullanılamadığı günlerin kaybı genellikle kaskonun dışında kalıyor. Sigortalının bu kalan zarar için idareye başvurma hakkı sürüyor; idareyle anlaşırken şirketin rücu hakkını zedeleyecek genel bir ibraname imzalamamak da gerekiyor.
Son söz
Sel hasarında dosyanın kaderi çoğu zaman ilk 48 saatte belirleniyor: Araç çalıştırıldı mı, ihbarda ne yazıldı, konum belgelendi mi? Bu üç konuda müşterisini doğru yönlendiren acente, hem sigortalının hakkını hem de kendi güvenilirliğini korumuş oluyor.
Av. Melih Küçükcankurtaran






