Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) Başkanı Davut Menteş, İzmir’de düzenlenen sektörel etkinlikte yaptığı konuşmada Türk sigorta sektörünün mevcut durumu, finansal gücü, sigortalılık oranları, hasar reformları ve yetkisiz aracılık faaliyetleriyle mücadele konusunda önemli açıklamalarda bulundu.
Menteş, son iki yılda sigorta sektöründe kapsamlı bir dönüşüm ve rehabilitasyon süreci yürütüldüğünü belirterek, 2023 yılı sonunda sermaye yeterliliği sorunu yaşayan 16 sigorta şirketi bulunduğunu, bugün ise mali bünyesi zayıf veya sermaye açığı bulunan hiçbir şirket kalmadığını söyledi. Bu dönüşümün uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları tarafından da yakından takip edildiğini ve dünya çapında başarılı örnekler arasında gösterilebileceğini ifade etti.
2026 Sonu Beklentileri
SEDDK Başkanı, sektörün 2026 yılını güçlü finansal göstergelerle tamamlamasını beklediklerini açıkladı. Buna göre;
- Toplam prim üretiminin 1,75 trilyon TL’ye ulaşması,
- Yıllık büyümenin yüzde 40’ın üzerine çıkması,
- Sektör aktif büyüklüğünün 5,5 trilyon TL’yi aşması,
- Özkaynakların 660 milyar TL seviyesine yükselmesi,
- BES ve OKS fon büyüklüğünün 3,5 trilyon TL’ye yaklaşması,
- BES katılımcı sayısının 20 milyona yaklaşması,
- 18 yaş altı BES katılımcı sayısının ise 2 milyonun üzerine çıkması bekleniyor.
Menteş, yılın ilk beş ayında büyüme performansının hedeflerin altında kaldığını ancak yılın ikinci yarısında bu açığın kapanacağını düşündüklerini belirtti.
“Sektör Haksız Şekilde Eleştiriliyor”
Son dönemde sigorta şirketlerinin aşırı kâr ettiği veya sigortalılık oranlarının düştüğü yönündeki açıklamalara da tepki gösteren Menteş, bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını söyledi.
Özellikle kasko, sağlık ve yangın branşlarında şirketlerin maliyet yükünün oldukça yüksek olduğuna dikkat çekerek şu verileri paylaştı:
- Kaskoda prim gelirlerinin yaklaşık yüzde 96’sı hasar, komisyon ve işletme giderlerine gidiyor.
- Sağlık sigortalarında artan medikal enflasyon nedeniyle maliyet oranı yüzde 100’ün üzerine çıkmış durumda.
- Yangın sigortalarında ise bu oran yüzde 83 seviyesinde bulunuyor.
Bu rakamların uluslararası standartlara göre yüksek maliyetli bir yapıya işaret ettiğini belirten Menteş, sektörün “aşırı kârlı” olduğu yönündeki değerlendirmelerin gerçekçi olmadığını vurguladı.
Trafik Sigortasında Sigortalılık Oranı Rekor Seviyede
Sigortasız araç sayısı üzerinden yapılan eleştirileri de değerlendiren Menteş, Türkiye’de trafiğe kayıtlı yaklaşık 34 milyon araç bulunduğunu, bunların 26,2 milyonunun zorunlu trafik sigortasına sahip olduğunu söyledi.
İlk bakışta 7,8 milyon sigortasız araç görünse de bu rakamın önemli bölümünün sigorta zorunluluğu bulunmayan veya aktif kullanılmayan araçlardan oluştuğunu belirtti.
Detaylı incelemeye göre:
- Yaklaşık 3 milyon motorlu bisiklet,
- 2 milyona yakın motosiklet,
- Yaklaşık 1 milyon traktör,
sigortasız araç sayısının büyük bölümünü oluşturuyor.
Otomobiller özelinde bakıldığında ise:
- Trafik sigortası penetrasyonu yüzde 93’e ulaşmış durumda.
- 0-10 yaş arası araçlarda sigortalılık oranı neredeyse yüzde 100 seviyesinde.
- Sigortasız görünen araçların önemli kısmı fiilen kullanılmayan ancak kaydı silinmemiş araçlardan oluşuyor.
Kaskoda Sorun Yaşlı Araçlarda
Kasko sigortasında da benzer bir tablo bulunduğunu ifade eden Menteş, yaklaşık 9 milyon kaskolu araç bulunduğunu söyledi.
Özellikle:
- 0-5 yaş araçlarda kasko oranı yüzde 80’e yaklaşıyor.
- Bu oran dünya ortalamalarına yakın kabul ediliyor.
- Asıl sorun, toplam araç parkının dörtte birini oluşturan 20 yaş üzeri araçlarda yaşanıyor.
- Bu segmentte kasko sahiplik oranı yüzde 1 seviyelerine kadar düşüyor.
Bu nedenle şirketlerin ve dağıtım kanallarının yaşlı araçlara yönelik yeni ürünler geliştirmesi gerektiğini belirtti.
Hasar Reformu 1 Temmuz’da Tüm Türkiye’de
Menteş’in üzerinde durduğu en önemli başlıklardan biri de hasar süreçlerinde yürütülen reform çalışmaları oldu.
Hasar yönetiminde amaçlarının daha hızlı, daha adil ve daha şeffaf bir sistem kurmak olduğunu belirten Menteş, eksper atamalarında bağımsızlığı artırmak amacıyla geliştirilen “Akıllı Atama Eksper Sistemi”nin Bursa ve Ordu’daki pilot uygulamalarının tamamlandığını açıkladı.
Sistem, 1 Temmuz 2026 itibarıyla tüm Türkiye’de uygulanmaya başlanacak.
Bu sayede eksperlerin iş dağılımı merkezi sistem tarafından yapılacak ve atama süreçlerinde tarafsızlık güçlenecek.
Değer Kaybı Dosyalarında Yeni Dönem
SEDDK’nın üzerinde çalıştığı bir diğer önemli konu trafik kazaları sonrası oluşan araç değer kaybı tazminatları.
Menteş, kazadan hemen sonra vatandaşlara ulaşarak vekâlet toplamaya çalışan bazı kişi ve yapıların hem vatandaşları yanlış yönlendirdiğini hem de sektöre zarar verdiğini belirtti.
Bu sorunu çözmek amacıyla hazırlanan “5’li Eylem Planı” kapsamında:
- Değer kaybı hesaplamalarında standart yöntem oluşturuldu.
- Akıllı eksper atama sistemi devreye alındı.
- Değer kaybı hesaplaması başvuru beklenmeden hasar dosyasının içine dahil edildi.
- Yanıltıcı ve hukuka aykırı faaliyetler için adli yaptırımlar planlandı.
- Ortak Hasar İhbar Merkezi kurulması hedeflendi.
Bu düzenlemelerle hem vatandaşların hak kaybının önlenmesi hem de gereksiz dava süreçlerinin azaltılması amaçlanıyor.
Yetkisiz Sigorta Satışına Yıl Sonuna Kadar Son
Menteş, sektörde uzun süredir tartışılan yetkisiz sigorta aracılığı faaliyetlerine ilişkin de önemli mesajlar verdi.
Şubat ayından bu yana acenteler, brokerler ve diğer sektör temsilcileriyle yapılan görüşmeler sonucunda ortak bir mutabakata varıldığını belirterek, Sigorta Bilgi Merkezi altyapısıyla geliştirilecek teknolojik sistemler sayesinde yıl sonuna kadar yetkisiz sigorta satışlarının tamamen engelleneceğini açıkladı.
Yeni sistemle birlikte yalnızca ruhsatlı acenteler ve brokerler sigorta aracılığı yapabilecek. Mahalle esnafı, alt bayiler veya farklı ticari yapılar üzerinden yürütülen kayıt dışı satışların önüne geçilecek. Kurallara aykırı faaliyet gösteren kişi ve kuruluşlara ise yasal yaptırımlar uygulanacak.
SEDDK Başkanı Menteş’in açıklamaları, sektörün önümüzdeki dönemde finansal sağlamlığını korurken hasar süreçlerinde dijitalleşme, tüketici haklarının güçlendirilmesi ve kayıt dışı faaliyetlerin önlenmesi başlıklarına odaklanacağını ortaya koyuyor. Bu adımların, sigorta sektörüne duyulan güvenin artırılması ve sürdürülebilir büyümenin desteklenmesi açısından kritik önemde olduğu değerlendiriliyor.








