Zurich Yaşam ve Emeklilik Genel Müdürü Atilla Benli, tamamlayıcı emeklilik sisteminin (TES) Türkiye’nin ekonomik geleceği için hayati bir önem taşıdığını vurguladı. Sistemin Orta Vadeli Program (OVP) ve Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda yer aldığını hatırlatan Benli, TES’in sadece bir bütçe kalemi olarak değil, ulusal bir ekonomi stratejisi olarak konumlandırılması gerektiğini ifade etti. Türkiye’deki aktif/pasif oranının 1.28 seviyesine gerileyerek sürdürülebilirlik sınırına dayandığına dikkat çeken Benli, “Ben tamamlayıcı emeklilik sistemine ulusal ekonominin güvenlik sibopu olarak bakıyorum. Tamamlayıcı emeklilik sistemi yarınımız, bizim” değerlendirmesinde bulundu.
Gönüllülük esasına dayalı modellerin geniş kitlelere yayılmasında zorluklar yaşandığını belirten Atilla Benli, Otomatik Katılım Sistemi’ndeki (OKS) yüksek çıkış oranlarına işaret etti. Kamunun toplam faydasını gözeten ve Türkiye’ye özgü bir modelin şart olduğunu savunan Benli, konunun kişilerin inisiyatifine bırakılmayacak kadar kritik olduğunu vurguladı. Benli, “İşletme sahiplerinin ve çalışanların inisiyatifine bırakmak, hele ki ulusal ekonomilerin sıkıntı içerisinde olduğu bu dönemde konunun yeterince önemini anlamamak demektir. Artık tamamlayıcı emeklilik sistemine bir bütçe kalemi gibi bakmamak lazım” dedi.
Sistemin hayata geçirilmesi noktasında SEDDK ve sektör paydaşlarının teknik hazırlıklarının tamam olduğunu ifade eden Benli, asıl eksikliğin işveren tarafındaki iletişimde yaşandığını belirtti. Sendikalar ve işverenlerin aynı masa etrafında toplanarak ortak bir paydada buluşması gerektiğini söyleyen Benli, sözlerini şöyle sürdürdü: “Aslında teknik açıdan, ortak akıl açısından hazır bir kitle var. Biz nerede hazır değiliz, işveren tarafında hazır değiliz, çünkü anlatamıyoruz. Hem sendikaların hem işverenlerin bu konuda çok istekli olmaması çok ilginç. Çünkü kendi çıkarları açısından ikisinin de avantajlarını görmekte bir eksikliğimiz var.”









