Anayasa Mahkemesi’nin 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’ndaki “meslekten men” yetkisini iptal etmesi, sigorta sektöründe geniş yankı buldu. SEDDK ve sektör temsilcileri, acentelerin disiplin süreçlerinde hukuk güvenliğini sağlamak amacıyla, iptal edilen “belirsiz” yetki yerine, hangi eylemlerin hangi cezayı gerektirdiğini açıkça tanımlayan yeni bir kanun teklifi hazırlığına girdi.
Yüksek Mahkeme’nin 18 Mart 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan kararı, sigortacılık disiplin hukukunda “yönetmelikle ceza verme” dönemini kapatırken, “kanuni çerçeve” dönemini başlatıyor.
İptal Kararı Bir “Af” Değil, “Hukuki Güvence” Olarak Görülüyor
Sektör hukukçuları ve Sigortam News analistlerine göre; AYM’nin bu kararı acentelerin denetimsiz kalacağı anlamına gelmiyor. Aksine, kararın temel amacı, idarenin (SEDDK veya SAİK) sınırsız ve belirsiz bir yetkiyle acentelerin çalışma hürriyetine müdahale etmesini engellemek. Mevcut durumda iptal edilen hüküm, “yönetmelikle belirlenecek suçlar” gibi esnek bir ifade taşıdığı için “hukuki öngörülebilirlik” ilkesine aykırı bulunmuştu.
İzlenecek Yol Haritası: Yeni Kanun Teklifi
Mevzuatın Anayasa’ya uygun hale getirilmesi için şu adımların atılması bekleniyor:
-
Eylemlerin Kanunla Tanımlanması: Meslekten men cezasını gerektiren ağır kusurlar (evrakta sahtecilik, primlerin zimmete geçirilmesi vb.) artık sadece yönetmelikte değil, doğrudan Sigortacılık Kanunu’nun içinde tek tek maddeler halinde yer alacak.
-
Kademeli Ceza Sistemi: Yeni düzenlemede; uyarma, kınama, geçici durdurma ve nihai olarak meslekten men cezaları arasında daha belirgin ve ölçülü bir hiyerarşi kurulması hedefleniyor.
-
Savunma Hakkının Güçlendirilmesi: Disiplin süreçlerinde acentelerin savunma haklarının ve itiraz mekanizmalarının kanun düzeyinde daha güçlü güvencelere bağlanması planlanıyor.
Sektör Paydaşlarının Görüşü: “Belirsizlik Son Bulmalı”
Sigorta acenteleri dernekleri ve çatı kuruluşları, AYM kararını memnuniyetle karşılarken, yasal boşluğun bir an önce doldurulması çağrısında bulunuyor. Sektör temsilcileri, dürüst çalışan acentelerin haklarını koruyan ama suistimal yapanları sistem dışına iten “adil ve kanuni” bir denetim mekanizmasının, sigortacılık güven müessesesi için şart olduğunu vurguluyor.







