Ahmet Yaşar’dan 2027 Reasürans Pazarına İlk Bakış

  • Sigorta
  • Ağustos 31, 2026
  • 0 Comments

Küresel reasürans piyasası, her yıl Eylül ayında Monte Carlo’da başlayan ve Baden-Baden’da derinleşen müzakerelerle kendine özgü bir takvim izler. Yıl sonuna doğru gerçekleşen yenileme süreçleri, fiyatlama dinamikleri, kapasite durumu ve risk iştahının gerçek yönünü belirleyici rol oynar. Corpus Sigorta’nın reasürans programının her 1 Ekim’de yenilenmesi, Türk sigorta sektörüne bu takvimin önünde, piyasa koşullarını erken bir aşamada gözlemleme imkanı sunmaktadır.

Bu perspektifle, Corpus Sigorta ve Türkiye Sigorta Birliği (TSB) adına Ahmet Yaşar, dünyanın önde gelen reasürörleriyle Zürih ve Hannover’de stratejik görüşmeler gerçekleştirdi. Bu toplantıların temel amacı, 2027 reasürans piyasasının ilk sinyallerini almak ve Türkiye sigorta sektörünün küresel arenadaki konumunu ve potansiyelini aktarmaktı.

Corpus Sigorta ve Türkiye Sigorta Sektörü Odağında Görüşmeler

Görüşmelerin ana gündem maddelerinden biri Corpus Sigorta’nın portföy yapısı, sürdürülebilir büyüme stratejileri, risk seçimi ve deprem kümülasyon yönetimi oldu. Ahmet Yaşar, 2026’nın ilk yarısında aktif büyüklükte yüzde 32, özkaynaklarda yüzde 43 ve teknik karşılıklarda yüzde 37’lik artış kaydedilmesinin, şirketin güçlü bilanço ve sermaye yapısıyla desteklenen büyümesini vurguladığını belirtti.

Ahmet Yaşar, bu toplantılarda aynı zamanda TSB şapkasıyla Türkiye sigorta sektörünün genel görünümünü reasürörlere detaylı bir şekilde sundu. Sektörün uzun vadeli hedefleri, sigorta penetrasyonunu artırma stratejileri, iş dünyasıyla kurulan yakın işbirlikleri, sermaye yapısı ve teknik sonuçları masaya yatırıldı. Afetlere karşı daha kapsamlı bir güvence sistemi oluşturma vizyonu, özellikle Zorunlu Afet Sigortası (ZAS) hedefi ve Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapacak olmasının önemi vurgulandı. Bu kapsamda verilen temel mesaj şuydu: “Türkiye’yi bugünün riskleriyle sınırlı okumayın. Türkiye’nin yarın yaratacağı sigortalanabilir değere de bakın.”

Reasürörlerin Türkiye pazarına olan ilgisinde herhangi bir geri çekilme gözlemlenmezken, aksine Türkiye’yi uzun soluklu ilişkiler kurmak istedikleri, köklü ve potansiyel barındıran bir pazar olarak görmeye devam ettikleri belirtildi. Görüşmeler sadece risk boyutunu değil, sektörün büyüme potansiyeli, koruma açığı ve yeni sigortalanabilir alanları da kapsadı.

2027 Küresel Reasürans Piyasasından İlk Sinyaller

Zürih ve Hannover’dan alınan piyasa sinyalleri oldukça net: kapasite mevcut, rekabet artıyor ve fiyat baskısı azalıyor. Swiss Re ve Hannover Re’nin son dönem yenileme açıklamaları da bu eğilimi destekler nitelikte. Swiss Re’nin haziran-temmuz yenilemelerinde fiyatların aşağı yönlü hareket ettiğini açıklaması ve Hannover Re’nin aynı dönemde fiyatlardaki gerilemeye rağmen yenilenen iş hacmini artırması, sahadaki gözlemlerle örtüşüyor. Swiss Re Institute’un 2026 ve 2027 beklentileri de, güçlü kârlılık, yüksek sermaye kapasitesi ve reasürans maliyetlerindeki yumuşamanın yumuşak piyasa koşullarını desteklemeye devam edeceği yönünde.

Ancak, Ahmet Yaşar, bu durumdan “2027 ucuz reasürans yılı olacak” gibi basit bir sonuç çıkarılmaması gerektiğini vurguladı. Reasürörlerin sorgulama biçimleri değişiyor; artık yalnızca kapasite ve fiyat değil, birincil sigorta piyasasındaki fiyatlama disiplini, teknik kârlılık, prim artışı ile kümülasyon artışı arasındaki denge, enflasyon, döviz kuru ve ekonomi politikalarının portföyler üzerindeki etkileri çok daha yakından inceleniyor. Bu durum, 2027’de kapasitenin bol ve fiyatların esnek olabileceğini, ancak “iyi risk” ile “kötü risk” arasındaki mesafenin açılacağını gösteriyor. Doğru fiyatlama yapan, riskini tanıyan, kümülasyonunu yöneten, verisini ortaya koyabilen ve reasürörüyle şeffaf ilişki kuran şirketler için yeni piyasa önemli fırsatlar sunacak.

Türkiye Ekonomisi ve Sigorta Sektörüne Özgü Bakış

Görüşmelerde Türkiye ekonomisi, enflasyon, döviz kuru, ekonomi politikaları, sektör büyümesi, sermaye yapısı ve deprem riski ele alındı. SEDDK Başkanımız Sayın Davut Menteş’in de altını çizdiği gibi, küresel oyuncuların Türkiye’yi değerlendirirken kendi ülkelerinin ekonomik parametrelerini doğrudan uygulamalarının sağlıklı sonuç vermediği ifade edildi. Türkiye’ye özgü bir “Türkiye düzeltmesi” yapmak, nominal büyümeyi enflasyondan, kur hareketlerinden ve sigorta bedellerindeki güncellemelerden ayrıştırarak reel portföy gelişimini anlamak gerektiği belirtildi.

Türk sigorta sektörünün son 16 çeyrektir kâr üreten bir piyasa olması, reasürörlerle yapılan görüşmelerde özellikle vurgulandı. Bu durum, yüksek enflasyon, kur oynaklığı veya deprem riski gibi tek boyutlu değerlendirmelerin ötesinde, büyüyen bir ekonomi, gelişen bir sigorta sektörü, güçlenen sermaye yapısı ve büyük bir sigorta koruma açığı potansiyelini işaret ediyor. Türkiye’nin küresel reasürans piyasası açısından farklılaştığı nokta tam da burası: soru sadece “Ne kadar risk var?” değil, aynı zamanda “Ne kadar sigortalanabilir değer ve ne kadar büyüme potansiyeli var?” olmalı.

Koruma Açığını Azaltmak ve COP31 ile Yeni Ufuklar

TSB’nin temel hedeflerinden biri olan sigorta penetrasyonunu artırmak, sadece prim üretimi olarak değil, sigorta sistemine daha fazla riski dahil etmek olarak algılanıyor. Sigortalanmayan bir yatırımın, bir afet durumunda şirketlerin, ailelerin ve kamunun üzerinde kalacak ekonomik bir risk olduğu, dolayısıyla koruma açığını azaltmanın, ekonomik ve toplumsal dayanıklılığı artırmak anlamına geldiği vurgulandı. Bu bağlamda, iş dünyasıyla yakın iletişim kurmanın ve ihtiyaç duyulan güvence modellerini birlikte geliştirmenin önemi öne çıktı.

Doğal afetler, değişen iklim koşulları ve katastrofik riskler de görüşmelerin önemli konuları arasındaydı. Türkiye’nin Kasım ayında Antalya’da COP31’e ev sahipliği yapacak olması, iklim değişikliği gündeminin merkezinde yer alacak olması nedeniyle sektör açısından büyük bir fırsat sunuyor. TSB olarak, Zorunlu Afet Sigortası (ZAS) uygulamasını COP31’e yetiştirerek Türkiye’nin afetler karşısındaki sigorta güvencesini daha geniş ve güçlü bir zemine taşımak hedefleniyor. COP31, Türkiye sigorta sektörünün iklim değişikliği modellerini dünyaya anlatabileceği ve uluslararası reasürans kapasitesini Türkiye’nin yeni ihtiyaçlarıyla buluşturabileceği önemli bir platform olacak.

Güven Esaslı ve Uzun Vadeli Ortaklık Yaklaşımı

Reasürörlerin Türkiye’ye yönelik kapasite yaklaşımında bir geri çekilme işaretinin olmaması, Türkiye’nin uzun yıllardır çalıştıkları, köklü ve büyüme potansiyeli taşıyan bir pazar olarak değerlendirilmeye devam edildiğini gösteriyor. Ahmet Yaşar, reasürans ilişkisinin gerçek değerinin sadece bir yenileme dönemindeki fiyat seviyesinde ortaya çıkmadığını, “fiyat döngüseldir, güven ise birikimlidir” sözleriyle ifade etti. Türkiye’nin ihtiyacı yalnızca kapasite değil; aynı zamanda risk modellemesi, veri analizi, risk mühendisliği, ürün geliştirme, yeni finansal çözümler ve uluslararası deneyimin Türkiye’ye taşınması bu ortaklığın önemli parçaları olarak görülüyor. Türkiye de uluslararası reasürans piyasasına sadece risk devreden değil, risk ortağı olabilecek bir ülke olarak bakmalı.

Zürih ve Hannover görüşmelerinden alınan ilk sinyaller, 2027’de kapasitenin güçlü, rekabetin daha yüksek ve fiyatlamanın daha esnek olacağı yönünde. Bu konjonktür, sadece daha uygun reasürans kapasitesi satın almak için değil, daha fazla riski sigorta sistemi içine almak, sigorta penetrasyonunu yükseltmek, koruma açığını azaltmak ve ülkemizin finansal dayanıklılığını artırmak için bir fırsat olarak değerlendirilmelidir. Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde; Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz’ın, Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Mehmet Şimşek’in, sektör otoritemiz SEDDK’nın ve TOBB Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu’nun destek ve yönlendirmeleri, bu hedeflere ulaşmada büyük önem taşımaktadır.

2027 için Ahmet Yaşar’ın not defterinde üç anahtar kelime yer alıyor: kapasite, seçicilik ve ortaklık. Kapasite güçlü olacak, seçicilik devam edecek ve kalıcı olan ise ortaklık olacaktır. Türkiye’nin riskleri büyük olsa da, sigortacılık potansiyeli risklerinden daha büyüktür ve bu hikâyenin reasürörler tarafında da karşılık bulması memnuniyet vericidir.

Sigorta Sözcü Editör

Sigorta sektöründeki geniş ölçekli tecrübemizi Sigorta Sözcü okurlarına sunuyoruz.

İlginizi Çekebilir

Türkiye Katılım Sigorta’dan 2026 Acente ve Broker Zirvesi
  • Ağustos 31, 2026

Türkiye Katılım Sigorta, sektördeki güçlü konumunu pekiştirmek amacıyla 2026 Yılı Acente ve Broker Performans Toplantısı‘nı başarıyla gerçekleştirdi. Genel Müdür Özgür Öntürk’ün liderliğinde düzenlenen bu önemli zirve, şirketin gelecek vizyonunu şekillendiren…

Devamını oku
Ertuğrul Yücenur Allianz’dan Ayrılıyor
  • Ağustos 31, 2026

Allianz Türkiye Satış ve Dağıtım Kanalları Genel Müdür Yardımcısı Ertuğrul Yücenur, şirkette geçirdiği 22 yılın ardından 31 Ağustos 2026 itibarıyla görevinden ayrılacağını açıkladı. Yücenur, kariyerindeki yeni dönemde girişimcilik hedeflerine odaklanma…

Devamını oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Otomobil

OtoKonfor’dan Sınırsız Yıkama

  • Ağustos 24, 2026
OtoKonfor’dan Sınırsız Yıkama

İkinci El Araç Fiyatları Artacak mı?

  • Ağustos 24, 2026
İkinci El Araç Fiyatları Artacak mı?

Araç Sayısı 34.7 Milyonu Aştı

  • Ağustos 24, 2026
Araç Sayısı 34.7 Milyonu Aştı

Delilsiz Trafik Cezasına Mahkemeden İptal

  • Ağustos 7, 2026
Delilsiz Trafik Cezasına Mahkemeden İptal

Elektrikli Araç Kasko Sigortası Dikkat Edilmesi Gerekenler

  • Ağustos 3, 2026
Elektrikli Araç Kasko Sigortası Dikkat Edilmesi Gerekenler

Ehliyetinde Bu Kodlar Olanlar Dikkat

  • Temmuz 30, 2026
Ehliyetinde Bu Kodlar Olanlar Dikkat