Geçen hafta bir giyim zincirinin mağazalarında alışveriş yapan müşterilere hayat sigortası hediye edildiğini okuduk. GSM paketleriyle, market kampanyalarıyla ya da kart programlarıyla gelen “bedava sigorta” da yeni bir şey değil. Öte yandan TOBB Sigorta Acenteleri İcra Komitesi’nin internet sitesinde, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın GSM operatörleri, marketler ve teknomarketlerin hizmet paketleri içinde sigorta hediye etmesi uygulamasını sonlandırmaya karar verdiğini bildiren bir duyuru duruyor. Duyuru herhangi bir mevzuat hükmüne atıf yapmıyor. Acentenin aklına gelen soru da bu yüzden haklı: Hediye sigorta yasak mı, değil mi?
Yürürlükteki metin hediyeyi tanıyor
Konuyu bugün düzenleyen temel metin, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’na dayanılarak çıkarılan ve 16 Haziran 2021’de yürürlüğe giren Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetler ve Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmeleri Hakkında Yönetmelik. Yönetmeliğin 8. maddesi, belli bir sözleşme ilişkisine bağlı olarak tüketici lehine yapılan sigortaları düzenliyor ve dördüncü fıkrasında “hediye” ihtimalinden açıkça söz ediyor: Böyle bir sigorta bir hizmet paketi içinde hediye edilirse, primi hiçbir ad altında, doğrudan ya da dolaylı olarak tüketiciden tahsil edilemiyor. Prim tahsil edilirse bu yetkisiz aracılık sayılıyor ve Kanun’un 35. maddesindeki cezai yaptırımlara bağlanıyor.
Yani mevzuat hediyeyi kategorik olarak yasaklamıyor; şartlara bağlıyor. Duyurudaki “sonlandırma” ifadesini de bu çerçevede, belirli uygulamalara yönelik idari bir tutum olarak okumak daha doğru görünüyor.
Hediyenin şartları
Yönetmelik, sigortayı hediye eden işletmeye birkaç yükümlülük yüklüyor. Birincisi, mağaza ya da operatör teminatı kendisi veriyormuş gibi davranamaz; müşteriyle yaptığı sözleşmede de bu izlenimi yaratan ifadelere yer veremez. İkincisi, müşteriye teminatın hangi sigorta şirketince verildiği ve tazminatın o şirket tarafından ödeneceği açıkça söylenmeli, poliçenin bir örneği verilmeli ve ek bilgiye nereden ulaşılacağı gösterilmelidir. Üçüncüsü, sigorta ettiren konumundaki işletme bu sözleşme karşılığında sigorta şirketinden ücret, komisyon ya da benzeri bir menfaat sağlayamaz; şirketle arasındaki başka bir ilişki nedeniyle ona prim geliri yaratmak amacıyla tüketici lehine sigorta da yaptıramaz.
En kritik şart ise primle ilgili: Hediye gerçekten hediye olmalı. Paket fiyatına sessizce eklenmiş ya da faturada başka bir adla tahsil edilmiş bir prim, uygulamayı hediyeden çıkarıp yetkisiz aracılığa dönüştürür.
Satışla hediye aynı şey değil
Hediyeyi, mal ve hizmet satışıyla birlikte sunulan ücretli sigortadan ayırmak gerekiyor. Yönetmeliğin 10. maddesi bilgisayar, telefon, beyaz eşya gibi cihazların satışına bağlı elektronik cihaz, makine kırılması ve hırsızlık sigortasını; satılan malın tamamlayıcısı olma, yıllık prim sınırı ve kural olarak en fazla iki yıllık süre gibi şartlarla sınırlıyor. Seyahat bileti satışına bağlı sigorta ise yalnızca taşıma hizmeti verenin kendi internet sitesi veya mobil uygulaması üzerinden sunulabiliyor. Ayrıca yetkili kuruluş olmayan işyerlerinde, teknik personel olmayan kişilerin uzaktan iletişim araçlarıyla sigorta sözleşmesi kurulmasına aracılık etmesi de yetkisiz aracılık sayılıyor.
Acente için ne anlama geliyor?
Hediye poliçe, acentenin gözünde çoğu zaman haksız rekabet gibi duruyor. Ancak şartlara uyulduğu sürece uygulamanın kendisi hukuka aykırı değil. Acentenin bakması gereken yer, şartların çiğnenip çiğnenmediği: Prim paket fiyatına gömülmüş mü, müşteriye sigortacının adı ve poliçe verilmiş mi, mağaza “teminat bizden” havası yaratıyor mu, kasada fiilen sigorta satılıyor mu? Bu sorulardan birinin cevabı “evet” ise konu artık bir rekabet şikâyeti değil, SEDDK’nın denetim alanına giren bir mevzuat ihlalidir.
Müşteri tarafında ise hediye poliçe bir fırsata da dönüşebilir. Kampanyalarla verilen poliçelerin teminatları genellikle sınırlı ve kısa süreli. Hediye poliçesini getiren müşteriye teminatın gerçek ihtiyacının ne kadarını karşıladığını gösteren acente, ihtiyaç analizine en doğal yoldan başlamış olur.
Av. Melih Küçükcankurtaran









