Yıllarca bize, acentelere, “Olmaz” dediler.
“Patronlar katıyla boşuna uğraşmayın” dediler. “Kanundur, yönetmeliktir, genelgedir; değişmez, değiştirilemez” dediler.
“Oturduğumuz makamlar icra makamları değil, temsil makamıdır” dediler. “Acente taleplerinin kanunda, yönetmelikte, genelgede yeri yoktur; yapılamaz” dediler.
Biz ise şunu söyledik:
“Tarih, vazgeçmeyenlerin yazdığı bir hikâyedir!”
Bu şiarla yola çıktık. Vazgeçmedik. Söylenenleri duymadık. Bizi yok saydırmaya çalışanlara aldırmadık. Acentelerin sosyal dayanışmasının kanalı; eleman bulma süreçlerinin destekçisi, sektöre ilişkin önerilerinin sözcüsü, saygınlığının savunucusu, mesleğinin takipçisi olduk. Yeri geldi, acentelerin dertlerini dinlemek istemeyenlere, onlara söz hakkı vermeyenlere karşı acentenin yüreği, sesi olduk. Yeri geldi, acentenin kendisine siper olduk.
SAB her yerdeydi.
Bizi davet eden üniversitelere, çağrıldığımız her ile gittik. Geleceğin acente teknik personelleri için üniversitelerde eğitmen, rol model ve öğrenci koçu olduk. Depremin ilk gününde Hatay’da, sonrasında kurşun kadar ağır geçen günlerinde Kahramanmaraş’ta, Hatay’da acentelerin şefkatli eli olduk.
Acentelerin ekmeğine göz diken merdiven altı yapılarla İstanbul’da mücadele ettiğimiz gibi bize ihbar gelen her ilde mücadele ettik. Acentenin demir yumruğu olduk. Kapanan sigorta şirketlerinin mağduru olan Acentelerin bazılarına merhem, bazılarına yol gösterici olduk.
Birilerinin yapmasını beklemek yerine yapabileceğimizi yapmayı, birilerinin süreci seyrettiği, konuştuğu yerde, biz ayağa kalkıp çalıştık. El kaldırıp sorumluluk aldık. Sürecin yükünü omuzladık.
Her hak mücadelesi önce küçümsenir! Sonra engellenmeye çalışılır. Ama sonunda kazanır. Geldiğimiz nokta bazı hakların alınması yetmez, sektörün geleceğinin yeniden inşa edilmesi gerekir. Bugünlerde seçimlerden söz ediliyor.
Kaç oyunuz var diye soruyorlar.
“Bizde şu kadar oy var, bize gelin. Bizde bu kadar oy var, size gelelim. Biz şuna karşıyız, ona karşı gelin birleşelim. Biz size gelirsek olmaz, siz bize gelirseniz olmaz. Gelin birlikte platform kuralım.” diyorlar.
Meslek adına, acenteler adına, onlarca, yüzlerce acente adına konuştuklarını söylüyorlar. Ama pazarlık masası aşamasına geçtiklerinde çoğul konuşmalar tekil pazarlıklara dönüşüyor. “En çok yetki belgesi alan şuraya otursun, şunu yapan da bunu hak eder” diyorlar.
SAB bu pazarlıkların konuşulduğu masalarda olmayacak. Çünkü acentenin geleceği pazarlık yapılacak bir meta değildir. Oy sayılarıyla, makamlarla ölçülecek bir değer değildir!
Acente oyları, dün yapıldığı gibi birilerinin ya da bir grubun kişisel kariyer planının basamağı değildir. Samimiyetle sektör için, meslek için, meslektaşlarımız için bir projesi olan varsa buyursun gelsin. Mesleği için çalışanların da üretmek isteyen herkese, her fikre, her projeye SAB’ın kapısı açıktır. Omuz omuza çalışmaya, alın teriyle birlikte üretmeye hazırdır.
Ama SAB’ın kapısı; “Acentenin saygınlığını ayaklar altına alana, kişisel ikbal peşinde koşanlara, kirli pazarlıklara kapalıdır.”
Ticaret Odası seçimlerini, koltuk kapma, kartvizit sahibi olma yarışı olarak görenlere açıkça söylüyoruz: SAB için Ticaret Odası Meslek Komitesi seçimleri meslek için el ele, omuz omuza ürettiklerinin daha iyisini üretmek, yaptıklarının daha iyisini yapmak, temsil yerini icra yerine çevirerek ve makamın gücüyle sorumluluk üstlenmektir.
SAB için seçimler, acente iradesini büyütme mücadelesidir.
Bu seçimler acentelerin samimiyet testidir. Aday olup oy isteyen; oy vererek iradesini kullanacak acentelerin samimiyet testidir.
Seçimler için “Kim kazanacak?” diye soranlara cevabımız şudur: Yanlış soru:
Doğru soru şudur:
“Kim gerçekten acenteler için mücadele edecek?”
“Kim gerektiğinde bedel ödeyecek?”
“Kim makamı ikbâl için değil, hizmet için kullanacak?”
“Kim seçimin ertesi günü acentelerin yanında durmaya devam edecek?”
Çünkü “Makamlar insanlara değil, insanlar makamlara şeref kazandırır.”
SAB bu şiarla acenteler için, mesleğin saygınlığı ve yarınları için mücadele eden bir dernektir. Bugün mücadele ediyoruz. Yarın da mücadele etmeye devam edeceğiz. Çünkü sektörün gerçek sahipleri; sektörün yüzü, vicdanı ve itici gücü olan acentelerdir. Küllerinden doğan her büyük adım birkaç kişinin inancıyla başlar.
SAB sizin bu inancınızın vücut bulmuş halidir. Sigorta sektörünün mevcudiyetinin her şeyi olan acenteler, dağıtım kanalı değil, sektörün özüdür! Acenteler sektörün hafızasıdır, vicdanıdır, omurgasıdır!
Şuna inandık: “Omurga gözükmez ama ayağa kalktığında, bütün beden doğrulur.”
Ayhan ÇALIK / SAB
Kaynak: Sigorta Dünyası










