Sabancı Center, iş dünyasının en kritik meselelerinden biri olan risk yönetiminin ele alındığı 12. Global Riskler Zirvesi‘ne ev sahipliği yaptı. “Nasıl Yönetiriz? Belirsizlikten Dayanıklılığa…” mottosuyla gerçekleştirilen zirveye, Anadolu Sigorta Genel Müdürü Z. Mehmet Tuğtan’ın sektörün geleceğine yönelik çarpıcı analizleri damga vurdu.
“Riskler Büyüyor, İş Birliği Şart”
Zirvede bir konuşma yapan Mehmet Tuğtan, modern dünyada risklerin artık daha karmaşık ve maliyetli bir hal aldığını belirtti. Özellikle büyük ölçekli ticari ve sınai risklerde tek bir şirketin kapasitesinin yeterli olmayabileceğine dikkat çeken Tuğtan, sigorta şirketleri arasındaki risk paylaşımı ve iş birliği yaklaşımının önemini hatırlattı. Tuğtan, değişen koşulların rekabeti bir ortak hareket etme fırsatına dönüştürmesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye İçin En Büyük Risk: Beklenen Marmara Depremi
Jeopolitik gerilimler ve siber risklerin küresel gündemi meşgul ettiğini belirten Tuğtan, Türkiye özelindeki en kritik başlığın olası Marmara depremi olduğunu vurguladı. Kahramanmaraş depremleriyle kıyaslandığında, Marmara bölgesindeki sigortalı hasar potansiyelinin çok daha yüksek seviyelerde olduğunu belirten Tuğtan, sigortalılık oranının artırılmasının yanı sıra reasürans kapasitesinin de güçlendirilmesi gerektiği mesajını verdi.
Yapay Zeka ile Önleyici Sigortacılık Dönemi
Sigortacılıkta teknolojik dönüşümün sadece bir hız faktörü değil, bir “koruma” unsuru haline geldiğini belirten Tuğtan, hayata geçirdikleri yenilikçi uygulamalardan örnekler paylaştı:
-
Sağlıkta Risk Tahmini: Yapay zeka ile hastalıkların ortaya çıkma olasılıkları analiz edilerek sigortalılar önleyici tedbirler konusunda bilgilendiriliyor.
-
Veri Entegrasyonu: Giyilebilir cihazlar ve coğrafi hastalık haritaları sayesinde, kişiye özel risk yönetimi süreçleri kasko ve sağlık branşlarında aktif olarak kullanılmaya başlandı.
Belirsizlik Artık “Yeni Normal”
Zirve genelinde yapılan değerlendirmelerde, belirsizliğin geçici bir durum değil, iş dünyasının kalıcı bir unsuru haline geldiği konusunda fikir birliğine varıldı. Kurumların sadece riskleri tespit etmekle yetinmemesi; esneklik, dayanıklılık ve teknolojik altyapı ile bu riskleri yönetme kapasitesini sürekli güncel tutması gerektiği vurgulandı.









