Türkiye’nin en stratejik tasarruf mekanizması olan Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ve Otomatik Katılım Sistemi (OKS), büyüme ivmesini sürdürerek dev bir kilometre taşını geride bıraktı. Emeklilik Gözetim Merkezi (EGM) verilerine göre, sistemdeki toplam fon büyüklüğü 2,5 trilyon lira barajını geçti.
Türkiye’de 2003 yılında hayata geçen ve bu yıl 23. yaşına girmeye hazırlanan Bireysel Emeklilik Sistemi, hem katılımcı sayısı hem de fon hacmiyle ekonomiye uzun vadeli kaynak sağlamaya devam ediyor. 27 Şubat 2026 itibarıyla paylaşılan güncel rakamlar, sistemin ulaştığı devasa boyutu gözler önüne serdi.
Gönüllü BES’te Katılımcı Sayısı 10 Milyonu Geçti
EGM verilerinden derlenen bilgilere göre, gönüllü BES tarafında katılımcı sayısı 10 milyon 193 bin 610 seviyesine ulaştı. Bu branşta katılımcıların biriktirdiği fon tutarı 2 trilyon 112 milyar lirayı aşarken, devlet katkısı fon tutarı da 256,6 milyar lira olarak kaydedildi. Böylece sadece gönüllü BES’teki toplam fon büyüklüğü 2 trilyon 369 milyar liraya ulaştı.
Otomatik Katılım Sistemi (OKS) Hız Kesmiyor
Çalışanların dahil olduğu Otomatik Katılım Sistemi’nde de istikrarlı tablo korunuyor. OKS bünyesindeki 7 milyon 731 bin 289 katılımcının toplam fon büyüklüğü, devlet katkısıyla birlikte 139,5 milyar lira seviyesine yükseldi. Bu sistemde çalışanların biriktirdiği ana fon tutarı ise 130,4 milyar lira olarak açıklandı.
Toplam Katılımcı Sayısı 18 Milyona Yaklaştı
BES ve OKS verileri birleştirildiğinde, Türkiye’deki toplam bireysel emeklilik ekosisteminin büyüklüğü şu şekilde gerçekleşti:
-
Toplam Fon Büyüklüğü: 2 trilyon 508 milyar 611,2 milyon TL
-
Toplam Katılımcı Sayısı: 17 milyon 924 bin 899 kişi
Emekli Olanların Sayısında Artış
Sistemin olgunlaşmasıyla birlikte emeklilik hakkı kazananların sayısında da yukarı yönlü bir hareket gözleniyor. 2025 yıl sonunda 432 bin 793 olan emekli sayısı, Şubat 2026 sonu itibarıyla 451 bin 192’ye yükseldi.
Sektör temsilcileri, 2,5 trilyon liralık bu rekor fon büyüklüğünün, hane halkı tasarruflarının korunması ve sermaye piyasalarının derinleşmesi açısından Türkiye ekonomisi için hayati bir güvence oluşturduğunu vurguluyor.









