Sektörün usta kalemlerinden Noyan Doğan’ın, Tamamlayıcı Emeklilik Sistemiyle ilgili son durumu değerlendirdiği yazısı aşağıda.
…
Bir süredir hem okuyuculardan hem de çevremden, ‘tamamlayıcı emeklilik sistemi çıkacak mı, çıkacakmış gibi konuşuluyor, bilgin var mı?’ sorusunu çokça duyuyorum. Ben de bir süredir tamamlayıcı emeklilik sistemi uygulamaya geçecekmiş gibi haber ve yorumları okuyorum. Öyle ki, sistemin nasıl olacağı, nasıl işleyeceği hakkında detaylı bilgiler bile veriliyor.
Halen 7.7 milyon çalışanın içinde bulunduğu, BES’teki Otomatik Katılım Sistemi’nin (OKS); işveren, devlet ve çalışan katkısı ile tamamlayıcı emeklilik sistemine dönüşmesi için ilgili kurumlar çalışmalarını yaptılar, bu çalışmalar kamu yönetimi ile de paylaşıldı, detaylı çalışmalar halen de devam ediyor.
RAFA KALKTI NE ZAMAN İNER BİLİNMEZ
Peki, tamamlayıcı emeklilik sistemi çıkacak mı? Üzülerek söylüyorum, çıkmayacak. Ekonomi yönetiminin gündeminde, tamamlayıcı emeklilik diye bir konu yok. Fikrimi söyleyeyim, yakın gelecekte olacağını da zannetmiyorum. İşveren kesimi, ‘zaten üzerimizdeki yük fazla, zaten çalışan için ödediğimiz sigorta primi de bir puan arttı, artık bir yükü daha kaldıramayız, önümüze tamamlayıcı emekliliği getirmeyin’ dedi. Tamamlayıcı emeklilik sistemini kıdem tazminatı ile özdeşleştiren, sistemin kıdemle hiçbir ilgisi olmadığını anlamak istemeyen sendikalar da, ‘kıdem bizim kırmızı çizgimiz, dokundurtmayız’ diyerek, daha baştan kapıyı kapattı. Geldiğimiz noktada, tamamlayıcı emeklilik sistemi rafa kalkmış durumda; iner mi, inmez mi, bilinmez. İşveren de, sendikalar da rahat edebilir.
Kimileri, ‘ne olacak canım çok mu gerekliydi zaten?’ diyebilir. Ona da kısaca değineyim. Bugün ve hatta uzunca süredir gündemin ilk sırasında yer alan konu ne? Emekli maaşlarının düşüklüğü. Geçmişte emekli olanlar da şikâyetçi, yeni emekli olanlar da. İyi kötü bu işlerden anlayan biri olarak söylüyorum, gelecekte emekli olacaklar da düşük emekli maaşından şikâyet edecek. Bundan ötürü değil mi, bu yılın başında, çalışanların emeklilik için prim kesinti oranının işveren hissesini 1 puan artırarak yüzde 11’den yüzde 12’ye çıkarttık. Bundan ötürü değil mi, bir süredir emeklilik sisteminde reformu, aylık bağlama oranlarının değiştirilmesini konuşuyoruz. Açıkça söyleyeyim, bunların hepsi birer pansuman.
Şunu da belirteyim: Tamamlayıcı emeklilik sisteminin bugünden yarına bir katkısı olmaz. Bugün sistemi devreye soksak, 25-30 yıl sonra emekli olacaklar bundan yararlanır. Hem sosyal güvenlik sisteminden hem de tamamlayıcı emeklilik sisteminden gelir elde edip, çalışırken ki standartlarını emekliyken koruyabilirler. Diyeceğim o ki, gecikiyoruz.









